uluma film



Yönetmen : Mehmet A. ÖZTEKİN
Yapım Tarihi: 2008



"Beat kuşağının manifestosu olarak yayılan, Allen Ginsberg'in ünlü şiiri Uluma'nın (Howl) Türkçe'de ilk kez okunmasını konu alan Uluma filmi, New York NewFimmakers Film Festivali’nde finalist oldu.

Etkinlik sırasında da gösterimi yapılacak olan film, nisan ayında New York ve Los Angeles’ta Amerikalı izleyicilerle buluşacak.
"





53 yıl sonra Türkçe “uludular”

Allen Gingberg’in bir kuşağa damgasını vuran ve ilk olarak 7 Ekim 1955 yılında Frisco’daki Six Gallery’de okunan şiiri Uluma, ilk defa Türkiye’de de okundu. Aynı adlı film başta İstanbul olmak üzere Uluma tüm ülkeye yayılacak

Jack Kerouac Yolda’yı yazdı, William Burroughs, Çıplak Şölen’i ve bunlardan en önemlisi de Allen Ginsberg Uluma‘yı yazdı. Sadece yazmakla kalmadı “Gördüm; kuşağımın en iyi beyinlerinin çılgınlıkla yıkandığını, çıplaklıkla açlıktan geberdiğini, Zenci sokaklarının şafağında gördüm onları bozuk kafalarıyla mal ararken...” diye haykırarak 7 Ekim 1955 yılında Frisco’daki Six Gallery’de ilk defa okudu. Kapı komşusundan korkan, gün geçtikçe daha da paranoyaklaşan Amerika’yı büyük bir korku sardı bu okumanın ardından. Çünkü tehdit çok açıktı, Beatnikler geliyordu ve onlar yaşamlarıyla dünyayı bambaşka bir hale getirmek istiyordu. Çünkü kapitalizm vahşeti yükseliyordu. Uluma daha sonra kendi kuşağının diğer kitaplarından biraz daha üstte kalacak ve kısa zamanda bir manifesto olarak kabul görecekti. Çıplak Şölen ve Yolda neyse, onların biraz daha üzerinde bir yerde olacaktı Uluma.

Geçen aylarda ilk defa Altıkırkbeş Yayınları tarafından yayınlanan Uluma, ilk okunuşundan 53 yıl sonra Eskişehir’de de seslendirildi. Şenol Erdoğan’ın bağırarak, kızarak, söverek okuduğu Uluma, aynı adla çekilen filmle Eskişehir, İstanbul, İzmir’de gösterildikten sonra Allen Ginsberg Trust’ın davetlisi olarak San Francisco’ya gidip yazıldığı, okunduğu ve dehşet saçtığı topraklarda bir defa daha lanet kusacak.

Film Eskişehir’in ardından 5 haziranda İzmir Hayalbaz Kültür Merkezi, 6 haziranda İstanbul Kargart’ta 26 ağustosta ise San Francisco’da City Light Bookstore’da gösterilecek. Mehmet A. Öztekin’in yönettiği film sadece Uluma’nın okunmasından ibaret değil. Film ney eşliğindeki İstanbul görüntüleriyle açılıyor, ardından Mesnevi’den yapılan alıntının yanında Uluma’nın yayıncısı Altırkırkbeş Yayınları’ndan Kaan Çaydamlı ve şiirin çevirmeni ve şiiri okuyan Şenol Erdoğan’ın Beat Kuşağı ve Uluma üzerine söylediklerini izliyoruz. Yönetmen Öztekin söyleyeceklerini filmde elbette görüntüyle anlatıyor, ama biz bunla yetinmeyip bir de sözlü olarak dinlemek istiyoruz...

“O dönem çok şey ifade ediyor aslında, yaşam tarzları duruşları, oldukları şeyler, bu kadar yerde olup bu kadar şey yapmak. Bir yaşam tarzı olarak baktığınızda Beatnik olup, bunu her şekilde yerine getirip ondan sonra da hangi arada böyle metinleri yazdıkları ciddi bir soru işareti, başka bir şey var orada. Uhrevi bir şey olduğunu düşünüyorum. Uluma‘da bu diğer yapıtlara nazaran daha fazla. Çok içten ve gerçek olduğunu düşünüyorum. Diğerlerinin alt yapılarına ilişkin, hazırlanışları yazılmaları, yazılırken aldıkları destekler nihayetinde birbirlerinden besleniyorlar. Uluma’da gerçekten o dönemi görebiliyorsunuz. Uluma Beat tarihini gözümüzde canlandırıyor. Benim için de, hayatımda yer alan çok önemli metinler var, bu anlamda Uluma her bir şeyle kıyaslanamayacak bir metin.”

Bir Beat anlatmak istiyorsanız olmazsa olmazlarından biri de elbette ki yoldur. Çünkü yol, Beatnikleri oluşturmuştur. Ellili yılların başında savaş ekonomisinden tüketim ekonomisine geçen Amerika’da insanlar büyük bir hızla tüketim çılgınlığına doğru sürükleniyor ve günümüz Amerika’sının temelleri atılıyordu. Reklâmlar her tarafı sarmış, insanların elindeki parayı almak için şirketler türlü taklalar atıyor. Yeni kentler kuruluyor, herkes araba almaya özendiriliyor, topluca çıkılan alışveriş kutsallaştırılıyor ve öneriliyordu. Dönemin ruhu buradaydı. İnsanlar topluca hareket ediyordu. Devlet, insanları toplu halde olduklarında kontrol etmenin daha kolay olacağını düşündüğünden alışverişlerde bile bir topluluk yaratmaya çalışıyor ve birlikte yapılacak tüketimin faydalı olacağı her defasında vurgulanıyordu. Amerikan hükümeti kendi insanını yaratıyordu. Bir taraftan devam eden nükleer çalışmalar, diğer taraftan devam eden komünist aydın avı tüm herkesten gizleniyordu. Aydınlar ya da entelektüeller yaşamak için ABD hükümetine bağlılıklarını kanıtlamak zorundaydı. Beatnikler böyle bir dönemde yoldaydı. Bazen arabayla, bazen yürüyerek, bazen yağmur altında, bazen soğukta hep yoldaydılar, baştan sona Amerika’yı dolaşıyor, yollarda kendilerini arıyorlardı. Filmde elbette ki bir yol hikâyesi de, bir arayış da gizli...

“Yol çok önemli bir parçası olduğu için, filmin önemli de bir parçası olmasına özen gösterdik, ama yol sadece olması gerektiği kadardır. Çok derin bir anlamı olmasına rağmen bir yol filmi yapmadık açıkçası.”

Uluma 1955 yılında okunduğunda ortalığı karıştırdığını zaten söylemiştik. 58 yıl sonra tekrar ve Türkiye’de ilk kez okunduğunda tam olarak ne değişti, insan ister istemez merak ediyor. Ne bekliyor yönetmen bu okumadan; belki bir fitil yanar, bir isyan tutuşur ve insanlar yollara mı dökülür?

“Ben çok bir şey beklemiyorum, açık konuşayım. Eğer bir hareket olur, bir tepki olur, bir geri dönüş olursa bu benim için ciddi bir sürpriz olacak. Ama yurt dışında insanların ilgileneceğini bekliyorum. İyi kötü yorum yapacaklarını, gittiği yerlerden tepkiyle döneceklerini biliyorum. Burada genel kanı yine saçma sapan bir iş yaptığımız yönünde olacak. Bu iş profesyonel bakış açısıyla bakılacak bir iş değil, aslında olması gerektiğinden biraz daha profesyonel bir iş yaptık. Biraz daha amatör yapılabilirdi. Buna özel bir hassasiyet göstermedik. Ben mümkün olduğunda amatör bir çekim yapmama rağmen teknik anlamda yüksek şeyler görebiliyorum. Daha iyisini yapabilirdik, ama o zaman bizim yapmak istediğimiz olmazdı. Bizim yapmak istediğimiz Ginsberg’in Uluma’sını Türkçe’de okuduk insanlar ne kadar sevdi filmi değildi. Bizim yapmak istediğimiz Uluma Türkçe’de okundu filmiydi.”

Ferhat ULUDERE, Taraf, 22.05.2008